Bazen kalbimiz, fark etmeden taşıdığı yüklerle ağırlaşır. Söylenmiş bir söz, tutulmamış bir vaat, açılmış ama kapanmamış yaralar… Zihin unutur belki, ama kalp hatırlamaya devam eder. Bu hatıralar görünmez zincirler gibi ruhu sarar; öfke, kırgınlık ve suçlulukla örülü bu zincirler, adımlarımızı yavaşlatır. İşte Affetme Mumu , bu görünmez zincirleri çözmek için yanar. Alevi, karanlığı değil, kalbin gölgelerini aydınlatır.
Bazen gün, zihnin gürültüsüyle ağırlaşır. Düşünceler iplik iplik birbirine dolanır; “iç ses” dediğin o dingin yankı, kalabalığın arasında görünmez olur. İşte tam burada, küçük bir alevin önünde oturmak, karanlığın içinden fısıldayan bir ışığı dinlemek gibidir. 3. Göz Çakra Mumu , bu sessiz öğretinin kapısını aralar: önce mekânı sakinleştirir, sonra zihnin kıvrımlarına yumuşak bir parlaklık bırakır.
Hepimizin yolculuğu aynı yerde başlar: karanlık ama huzur dolu bir rahim içinde, kalp atışları ve nefes yerine yankılanan bir sessizlikte. O ilk ev, yalnızca bir bedeni değil, aynı zamanda bir güven duygusunu da örer. Zamanla büyür, dış dünyanın sesleri araya girer, hayatın yükleri omuzlarımıza biner. Fakat ruh, her zaman o ilk huzuru arar: korunmuş olmayı, koşulsuz sevgiyi, yeniden doğmayı… Anne Karnı Şifası Mumu , tam da bu özleme cevap verir.